• Aleyna Çınar

Boşluğun ve Şeffaflığın Hikâyesi

Güncelleme tarihi: 21 Eyl 2020

Görmediklerimizin gördüklerimiz kadar önemli olduğunu gösteren etkileyici bir sanatçı Edoardo Tresoldi’den ve onun heyecan verici sanat eserlerinden bahsetmek istiyorum.




Milano’da yaşayan 33 yaşındaki heykeltıraş, işinden ve ne yaptığından bahsedilmesi istendiğinde peyzajın heykellerinden bahsediyor ve herkese peyzaj heykeltıraşı olduğunu söylüyor.

Peki biz peyzajı ne olarak görüyoruz?

Günlük hayatımızda genellikle bir peyzajın en etkileyici yanının tadını çıkarırız. İnsan yaşamında bulunan farklı nesneler bir peyzaj figürü olarak karşımıza çıkabilir ve bu çeşitlilik arasında bazı ilişkiler kurulabilir. Edoardo Tresoldi’nin eserlerinde yapmaya çalıştığı ise bu ögeler arasındaki ilişkiyle yaratılan şiiri tanımlamak ve anlatmak! Dolayısıyla bu ilişkilerden oluşan yapı, içinde yaşadığımız peyzajın duygusal yapısını inşa ediyor.

Sanatçının özel olarak peyzaj ilgisi ise onu kamusal alanda sanat yapmaya itiyor. Edoardo Tresoldi’nin en büyük ilham kaynağı büyüdüğü bölgede ağaçlarla çiftliklerin devasa endüstriyel ögelerle peyzajda doğal bir şekilde bir araya gelmesi!


Kavramlar arasında bir denge oluşturmayı seven sanatçı, eserlerinde genellikle klasik sanat ve modern sanat anlayışını çakıştırarak kullanıyor. İnsanın doğaya ve mekana olan ihtiyacından yola çıkarak sonunda nasıl bir mekana dönüştüğünü anlatmak için klasik, ‘’Arketip’’ formları çelik strüktürle yeniden inşa etmesi ise aslında bir modern sanat sentezi olarak çıkıyor karşımıza. Boşluğun ve şeffaflığın hikayesi ise daha can alıcı! Bu hikayede eserler, şeffaflıklarıyla çevreyle hala diyalog halindeler! Duygular, hisler sanki bir ışıkmışçasına bulduğu boşluklardan, tel örgülerin aralarından geçiyor ve karşısındakini etkilemek için bir hücum halinde çevreye nüfuz ediyor. Edoardo Tresoldi’ye göre bu şeffaflık peyzajın özü!



Edoardo Tresoldi’nin sanatı sadece heykellerden, tel örgüden ibaret değil tabi ki. Onun bu yarı halüsinasyon içeren mimari sanat eserleri insanları zihinsel olarak rüya benzeri bir ortama çekmeyi hedefler, neyin var olduğuna neyin eksik olduğuna dikkat ederek uzay müdahalesi olarak tasarlanan bu heykellerin mekânla ilişkisi sanılan yanılgının aksine doğrudandır. Maddi figürün bedenselliğine ve yoksunluğuna odaklanmış ışık ise birleşerek algıyı oluşturur.


Edoardo Tresoldi, yaşadığımız yerle mimarinin deneyimsel ilişkisini anlatır. O’na göre yaptığı eserler mekâna saygılı bir biçimde sığmalı, bunun yanında güçlü ve çağdaş bir şekilde var olmalıdır. Aynı zamanda birkaç yıl sonunda ortadan kalkma yeteneğine sahip olmalı ve yerini kendinden sonra geleceklere özgürce var olabilsinler diye bırakmalıdır.

Yani tüm bu her şey metafiziksel bir deneyimdir!

12 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör