• Şeyma İzler

Doğa ile Empati Kurmak: Joseph TURNER

Evde olduğumuz bugünlerde bir yandan sağlığımız için endişeleniyor diğer yandan da bu endişemizi hafifletmek için türlü uğraşlarla ilgileniyoruz. Ve mutlaka ki dışarıyı düşlüyoruz… Sahilde yürüyüş yaparken 1-2 soluk durup denizi, dalgalarını seyrettiğimizi ya da çimlere serilip arkadaşlarımızla yaptığımız sohbetlerimizi, kalabalık caddelerde kayboluşlarımızı, güneşi, esen rüzgarı, kuşları, gün batımı, bahar kokusu gibi sayılabilecek birçok şeyi özlüyor ve düşlüyoruz. Dışarıyı bu denli özlerken, sizce doğa da bizi özlemiş midir?


Son zamanlarda hava kirliliğinin gözle görülür derecede azalması, denizin atıklardan arınması yunus balıklarının geri gelmesi, Dünyanın birçok şehrinde geyiklerin, dağ keçilerinin merkezlere kadar inmesi ve kaldırım taşlarını saran yeşilliklerin hepsi için insanların evlere kapanmasıyla ortaya çıkan doğanın gerçek sahipleri diyebiliriz. Şu anda mevcut olan salgının bir sebebini de doğaya verdiğimiz zararların yansıması olarak görebiliriz. Evde olduğumuz bu dönemde doğaya kulak vermeli, ona zarar vermemeli, ona saygı duymalıyız.





19.yüzyılda romantizm akımından etkilenmiş olan İngiliz ressam Joseph Turner, eserlerinde hep doğayı konu almış ve doğa ile kurduğu empatiyi işlemiştir. Turner için doğada yer alan dinamikler, eserlerini oluşturmasında etkileyici bir rol oynamaktadır. Çocuk yaşta girdiği Kraliyet Akademisi’nde ünlü mimarların yanında binaların, manzaraların suluboya ve eskizlerini yaparak yetilerini geliştirmiştir. Kraliyet Akademisinde geçirdiği 28 yıllık sürede öğrenim görmüş, sonra burada perspektif hocalığı yapmıştır.




Pastoral ve romantik anlamda alanında iyi bir manzara ressamı olarak bilinen ve genelde suluboya tekniği kullanan Turner'ın ilk yağlıboya eseri ''Denizdeki Balıkçılar'' (Fishermen At The Sea)’dir. Özellikle hava ve deniz olgularının görüntülerine ilgi duymuş, bunların dışında güneşi, fırtınayı ve şimşek gerilimini de eserlerine yansıtmaya çalışmıştır. ''Kar Fırtınası''(Snow Storm) eserinde sanatçının doğayı gözlemleyişini ve duygularının tahayyülünü anlamak oldukça mümkün!

''Manzaranın neye benzeyebileceğini görmek istedim. Kendimi bir gemi direğine sıkıca bağladım. Dört saat boyunca deniz ve kar tarafından dövüldüm.''




Turner'ın Kar fırtınası tablosu için söylediği bu sözlerden gözlemlerini ve duygularının tahayyülünü nasıl buluşturduğunu anlıyoruz. Kimi yorumcular Kar Fırtınası tablosunu karanlık ve kasvetli olarak yorumlamış, kimi eleştirmenlerse sabun ile badana benzetmesi yapmıştır. Ancak, İngiliz eleştirmen John Ruskin tüm bu olumsuz eleştirilere rağmen, Kar Fırtınası için tuval üzerine yapılmış en büyük ışık ve deniz hareketi olduğu yorumunu vurgulamıştır.


Joseph Turner doğa ile sıcak bir bağ kurup bunu sanatına ustaca yansıtmış bir sanatçı.

Doğayı bu denli gözlemlemiş ve her defasında doğayı hep üst noktada tutmuş olan Turner'ın ''İnsan doğaya her zaman yenik düşer'' sözünden kendimize de pay çıkarmalıyız diye düşünüyorum. Evde olduğumuz bu dönemde doğaya verdiğimiz zararları tekrar düşünmeli ve eskiden yaptığımız olumsuz davranışları terk etmeliyiz. Hem doğadaki diğer canlılar için hem de doğanın kendi dinamiklerinin bozulmaması için.

24 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör